Boya Tanımlamaları

Çarşamba, 14 Ocak 2009 20:43 yönetici
Yazdır PDF

Türkiye'de sanayileşme hareketleri 1930'larda temel ihtiyaç maddeleri ve madencilik
alanlarındaki yatırımlarla başlamış, 1950-60 yıllan arasında altyapı yatırımlarıyla birlikte sanayi
yatırımlarında yaygınlaşma, ekipmanda modernizasyon ile devam etmiştir. 1960-80 yılları
arasındaki planlı dönemde ithal ikameci politikalarla şekillenen Türkiye sanayii bugün
uluslararası entegrasyon sürecinin belirleyici olduğu bir dönemi yaşamaktadır.


Ülkemiz kimya sanayiinin bir alt dalı olarak boya sektörünün endüstriyel nitelik kazanmaya
başlaması da 1950'li yılların ortalarına rastlamaktadır. Bir yanda hızlı nüfus artışı ve kentleşme,
inşaat sektöründeki gelişme ve giderek endüstride boyanın koruyucu özelliğinin farkına varılması
diğer yandan ithal ikameci politikalar ve sağlanan teşvikler ülkemiz boya sektörü hızlı bir gelişme
trendi içine girmiştir.

 

Bugün sektörde teknolojik gelişmeleri izleyebilen, büyük kapasiteli firmaların yanında basit
tekniklerle üretim yapan, kalite, finansman, teknoloji sorunu olan çok sayıda küçük ölçekli firma
da bulunmaktadır. 

Sektörde ana maddeler, özellikle pigmentler açısından dışa bağımlılık söz konusudur. Hammadde
ihtiyacının değer olarak %50'ye yakın bir bölümü ithalat ile karşılanmaktadır.

Çevre ile ilgili olarak giderek artan regülasyonlar nedeniyle tek sektörde teknolojik gelişme
boyadaki solvent içeriğinin azaltılmasına, su bazlı boyaların, toz boyaların, katı madde içeriği
yüksek boyaların üretimine doğru yönelmektedir.

Dünyadaki entegrasyon süreci ülke sanayilerini uluslararası rekabete açmak tadır. Bu nedenle
maliyetler, ürün kalitesi, standartlar, regülasyonlar uluslararası düzeyde ele alınmak durumundadır.


Dünya boya pazarına hakim olan büyük firmalar araştırma geliştirmeye büyük kaynaklar
ayırmaktadır. Gümrük duvarlarının kaldırılmasının hammadde maliyetleri açısından olumlu
sonuçları olacağı düşünülmekle birlikte henüz doymamış bir pazar görünümündeki Türkiye'ye
nihai ürün olarak boya ithalatının artması söz konusu olabilecektir. Bu durum ülkemizdeki boya
üreticilerinin teknolojik yenilenme, ürün geliştirme, verimlilik, kalite sistemleri, çevre ile ilgili
regülasyonlar, çevre yönetim sistemleri gibi konularda rekabet yeteneklerini arttırmaları gerektiğini
göstermektedir.

Ancak teknolojik yenilenme konusunun yorumlanması üzerinde durmakta yarar vardır.
Teknolojik yenilenmeyi doğrudan yabancı sermaye yatırımı, anahtar teslimi tesis ithali ya da
yabancı firmalarla ortaklık kurmak olarak yorumlamak yerine, ulusal bir yenilenme sisteminin
oluşturulması hedeflenmelidir Bu hedefe ulaşılması sürecinde, ulusal bir eğitim-öğretim sistemi,
ulusal bir araştırma-geliştirme ağı, üniversite-sanayi işbirliği, insan gücüne ayrılan kaynaklar gibi
konular öne çıkmaktadır. Tüm sanayi dalları için geçerli olan bu kurum ve faktörler boya
sektörünün de gündeminde olmalıdır.


Daha Fazla Makale

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile